Şiir Nasıl Yazılır
"Şiir nasıl yazılır?" sorusu, yaratıcı yazarlığın ve beyaz kâğıt karşısında ürperen her kalbin en eski çıkmazlarından biridir. Oysa bu soru, doğası gereği kendi içinde bir tersine çevrilmeyi barındırır. Kelimelerin tartımını, imgenin ağırlığını ve seslerin gizli geometrisini bilmeyen bir zihnin şiir üretmesi imkânsızdır. Bu nedenle şiir yazmanın ilk hakiki adımı, masanın üzerindeki boş kâğıda değil, kütüphanedeki raflara bakmaktır. Şiir yazmak, her şeyden önce şiirin nasıl okunacağını bilmekten geçer. İlk Durak: Hangi Şiirleri Okuyoruz? Yazılacak olan şiirin kumaşı, daha önce zihne zerk edilmiş dizelerin kalitesiyle biçimlenir. Bir şair adayının ilk yapması gereken, kendi dilinin ve dünya edebiyatının büyük nehirlerinden beslenmektir. Klasik metinlerin o sarsılmaz ritmini, halk şiirinin saf ve berrak söyleyişini, divan şiirinin kelime mimarisini tatmamış bir kalemin modern şiirde derinleşmesi düşünülemez.
Sadece çağdaş ya da popüler olanın peşinden gitmek, yazarı bugünün sığ rüzgârlarına mahkûm eder. Şiir yazmak isteyen bir zihin; Yahya Kemal’in musikisini, Ahmet Haşim’in akşam renklerini, Nâzım Hikmet’in dize kırılımlarındaki o gür sesi ve İkinci Yeni’nin imge labirentlerini adeta birer şifre gibi çözmelidir. Dilin sınırlarını görmeden, o sınırların dışına taşacak yeni bir dünya kurulamaz. Sadece yerli şairler ile mi yetinmeli? Hayır. Rimbaud'dan Baudlaire'den dizeler okumak gerekir. Şiir de yetmez karanlık metinlere Poe'ya Hemingway'a uzanmak gerekir.